"Futbol bir savaştır, daha olağan şeyleri yapan kaybeder."
- Rinus Michels
"Yeni fikirlerle gelen bir adam başarana kadar deli olarak görülür"
- Marcelo Bielsa

.

.

20 Şubat 2015 Cuma

Yılan Adam: Rob Rensenbrink

Seri alan kat edip, kıvrak çalımlar attığı için lakabı Yılan Adam'dı Rensenbrink'in.
Hollanda Milli Takımı'ndan eski takım arkadaşı, bugünlerin spor yazarı Jan Mulder, "Robbie, aslında Cruijff kadar iyiydi ama bu durum beyninde öyle değildi" diyor onun yeteneğini anlatırken. Fuleli ve seri adımları, ileriye doğru çalımlarıyla döneminin en iyi kanat forvetlerinden biri olan Rensenbrink'in 78 Dünya Kupası finalinin son dakikalarında direğe takılan şutu gol olsa, belki de bugün ondan bambaşka bir şekilde bahsediyor olacaktık. 3 kez final oynayıp kaybeden Hollanda yerine de Rensenbrink'in önderliğinde kupayı alan Hollanda'nın hikâyeleri yazılacaktı... 

Paralel evrenden şöyle bir adım geriye çıktığımızda, Rensenbrink'in başardıkları yine de az buz değil. Milli takımla üst üste iki dünya kupasında final oynadı. Sonra Avrupa'da belirgin bir başarısı olmayan Anderlecht'i kanatlandırıp çok sayıda iki Kupa Galipleri Kupası, iki de Süper Kupa'ya ulaştırdı. Avrupa'da Yılın Futbolcusu ödülü ilk kez verildiğinde ödülünü sahibi oydu. Anderlecht taraftarları, sol ayağına yapışan futbol topuyla beraber, sürati ve kıvraklığı sebebiyle ona "Yılan Adam" lakabını takmıştı. Belçika'da efsane oldu ama hikâye Hollanda'da başlamıştı...


19 YAŞINDA MİLLİ TAKIM YOLUNA
Rensenbrink'in ilk durağı önce sokak araları, sonraysa Hollanda'nın DWS takımıydı. Daha 50'li yıllarda amatör olan takım 1963-64 sezonunda 1. Lig şampiyonluğuna ulaştı. Bir sonraki sezon takımı kuvvetlendirmek adına altyapıdan takıma katılanlardan biri de oydu. 17 yaşındaki Rensenbrink de Şampiyon Kulüpler Kupası'nda oynanan ve çeyrek finale kadar çıkılan bu sezonda takımın ilk 11'inde yer alıyordu. İlk iki sezon çok gol atamamasına rağmen üçüncü ve dördüncü sezonlarda golleriyle dikkat çekti. Üçlü forvetin solunda hızı ve süratiyle dikkat çekiyordu. Dördüncü sezonun ardından Ajax, Feyenoord'un da tekliflerine rağmen Belçika takımı Brügge'ün yolunu tuttu Hollandalı yıldız. Ajax'ta Keizer, Feyenoord'ta Mouljin onun mevkisinde oynadığı için bu kararı vermişti. Ayrıca o zamanlar, Belçika kulüpleri Hollanda kulüplerinden daha zengindi.

Rob, Brügge'e transfer olduğunda bu ülkede ne kadar uzun süre kalacağını kestirebiliyor muydu bilemiyorum ama artık kariyerinin sonuna kadar ülkesine dönmeyecekti. İki sezon Brügge'de oynadı. 10 ve 14 gol atarak geçti lig maçlarını. Burada oldukça mutluydu ama Anderlecht çok daha yüksek bir teklifle geldi kapısına. Geldiği ilk sezonda şampiyonluk yaşadı Rensenbrink. 30 lig maçında 16 gol atmıştı. İkinci sezonda şampiyonluk eski takımı Brügge'e kaptırılmıştı ama kendisi Riedl ile beraber gol krallığını paylaşıyordu. Bir ertesi sezonsa 29 maçta 20 gol ve tekrar şampiyonluk...


74 FİNALİNİ SAKAT SAKAT OYNADI
Bu yükselen ortalaması artık Hollanda Milli Takımı'nda da ilk tercih olmasına sebep olmuştu. 1969 yılında "Onları kesemem" diye düşünüp Belçika'nın yolunu tutmasına sebep olan oyunculardan Keizer, 31 yaşına gelmişti. Artık eski performansında değildi ve Cruijff ile arasında bir soğuk savaş vardı. Moulijn futbolu bıraklıysa iki sene oluyordu. Milli takımdaki tüm arkadaşlarının, "Sistem dışı tek oyuncumuz oydu ama öyle iyiydi ki oynatmamak imkânsızdı" dediği Rensenbrink, Total Futbol devriminin bir parçası olmayı becerdi yine de. Sol forvet oynamasına rağmen, bu alanı sıkça Cruijff doldurduğu için Michels asimetrik bir üçlü forvet kurarak Rensenbrink'i sol açığa çekti. Çok sert geçen yarı final maçında Brezilyalı oyuncular onu sakatlamasına rağmen finalde oynadı. Zaten tekmelere çok alışmıştı kariyerinin ilk yıllarından itibaren. 2-1 kaybedilen finalde çok etkili olamadıysa da iyi bir turnuva geçirdi.

Dünya Kupası'ndaki finalin ardından Rob için işler iyi gitti diyebiliriz. 1980'e kadar oynadığı Anderlecht'te bir daha şampiyonluk yaşayamadı fakat Anderlecht adına Avrupa defteri açılmıştı. 1974-75 sezonunda Molenbeek bir sürpriz yaparak şampiyon oldu. Fakat Rob yine 19 gol atarak iyi bir sezon geçirmişti, ayrıca takımının Belçika Kupası'nı alması kulüp tarihinde dönüm noktalarından biri olacaktı.


ANDERLECHT ONA ÇOK ŞEY BORÇLU
Bir sonraki sezonu 23 golle geçtmişti Yılan Adam. Takımın başına geçen Hollandalı teknik adam Hans Croon, memleketinden Haan ve Ressel'i de takıma katmıştı. Kupa Galipleri Kupası finaline kadar çıktılar; rakip İngiliz devi West Ham'dı.

Final maçında Rensenbrink adeta şov yaptı. West Ham öne geçmesine rağmen, Rensenbrink Ressel'in ortaya çevirdiği pasta iki kişiyi çalımlayarak golünü attı. Vander Elts'in durumu 2-1'e getiren golünün ardından, bir gol de penaltıdan attı. Forvet ekürisi Van der Elts de bir kez daha kaleyi buldu. 4-2 bitti maç.

Anderlecht ilk kez Avrupa Kupası kazanan Belçika takımı oldu. Maçtan sonraki yazısında Stefan Kovacs, "Genç Rensenbrink tam anlamıyla bana genç bir Cruijff'u hatırlattı. İleride futbolun en büyük ustalarından biri olacaktır. Sanırsam Hollanda yeni bir Cruijff kazandı" diyordu. Bu sezonun sonunda Avrupa'da Yılın Futbolcusu ödülünü onundu.


KURBAN: SCHWARZENBECK
Bir sonraki sezon Hans Croon ülkesine döndüğünde takımın başına Raymond Goethals getirildi. Takımın ritmi fazla bozulmadı. İki ayaklı Süper Kupa finalinin, ilk ayağında Bayern Münih 2-1 kazanmıştı ama ikinci maç 4-1 bitti.

Rensenbrink bu maçta iki gol kaydetti. Batı Alman stoper Schwarzenbeck'i adeta rezil ettiği unutulmaz bir performanstı bu. "Schwarzenbeck'in takımın en zayıf halkası olduğunu düşünüyordum ve onu oyundan düşürmek zor olmadı. Sürekli üzerine gittim ve sonuç iyi oldu" diyor garip bir özgüvenle Rensenbrink.

Bir sonraki sezon ligde iyi gitmediler ama yine Kupa Galipleri Finali'ndeydiler. Bu sefer 2-0 yenildiler Hamburg'a. Rensenbrink ilk ve son kez, oynadığı bir Avrupa Kupası finalinde gol atamadı.


GALATASARAY'A TOPLAM 4 GOL...
Bu arada Anderlecht, finale gelmeden önce Galatasaray ile karşılaşmış iki maçı da 5-1'lik skorlarla kaybetmişti. Rensenbrink iki maçta da ikişer gol atarak Türk seyircileri de kendine hayran bırakmıştı. İlginçtir Galatasaray'ın antrenörü Alison, Rensenbrink'i durdurmak için Fatih Terim'i sağ bek olarak çalıştırmış ve Hollandalı'nın karşısına çıkarmıştı.

Milliyet'teki habere göre ilk maçın ardından "Galatasaray bizi etüt etmemiş. Eğer bu kondisyonla adam adam müdafa yolunu tutacak biri varsa, hiçbir zaman Anderlecht'i yenemez" diyordu Rensebrink. İkinci maçsa olaylı geçmişti. Haan'ın beline gelen şişe ve ayva sonrasında konstrasyonunu kaybeden Galatasaray fark yerken, tribünler Anderlecht diye bağırmıştı. Haan da bu duruma inanamayanlardandı. Maç sonrasında "bir şeyim yok, dünyanın her yerinde olabilirdi" diyordu. 20 gün sonra çıkan bir haber ise Rensenbrink'in üç sene sonra penaltı kaçırdığından bahsediyordu...

Bir sonraki sezon üçüncü kez üst üste Brugge lig şampiyonu olurken, Anderlecht de üçüncü kez üst üste Kupa Galipleri Kupası finalini oynuyordu. Avusturya Viyana karşısındaki final maçı 4-0 kazanılırken, Rensenbrink yine iki gole imza atmıştı. Takımın antrenörü Goethals'ın en vazgeçilmez oyuncusuydu. Eski öğrencisi sorulduğunda, "Anderlecht yeni bir stat yapabildiyse, bunun yarısı Rob sayesinde kazandıklarındandır" diyordu verdiği bir röportajda.


DİREKTEN DÖNEN KUPA
1978 Dünya Kupası'ndaysa Johan Cruijff kupaya katılmama kararı aldığında tüm yük Rensenbrink'in omzuna bindi. O da dört sene önce olduğundan çok daha övgüven sahibiydi. Üstelik alışkın olduğu sol fovette de oynayabilecekti. Teknik direktörü Ernst Happel, Michels'e göre daha çalışkan ama daha düz bir Total Futbol oynatıyordu. Rensenbrink daha ilk maçtan başlayarak müthiş bir performans sergiledi. Finale kadar geldiler.

Rakip ev sahibi Arjantin'le kıran kırana bir mücadele gerçekleşti. Normal süre 1-1 bitmişti. Rensenbrink doksan dakikanın son anında Nanninga'nın uzun pasına büyük bir süratle hareketlendi, defansın arkasına sarktı, kaleciyi de geçti ama darlaşan açıdan boş kaleye vurduğu top direkten döndü...


BEŞ SANTİM FARKLI OLSAYDI...
"Şutumun gidiş yönü beş santim farklı olsaydı, dünya şampiyonu olabilirdik. Bunun üzerine turnuvanın gol kralı olabilir, hatta en iyi oyuncusu seçilebilirdim. Hepsi aynı maç içinde" diyor Rensenbrink paralel bir evrenin hayalini kurarak. Çünkü uzatma anlarında Arjantin 3-1'lik üstünlükle Dünya Kupası'na ulaşmış, Kempes de o attığı golle Rensenbrink'i gol krallığında geçmişti. Bir dönemler Galatasaray'ı da çalıştıran Anderlecht'ten eski takım arkadaşı Eric Gerets ise onu onaylarcasına, "1978 Dünya Kupası finalinde son dakikada Arjantin kalesine gönderdiği şut gol olsaydı şu anda tüm dünyanın unutamadığı bir futbolcu olacaktı" diyor.

Rensenbrink bu günlerde o pozisyonu hâlâ anıyor ama esprili bir şekilde şöyle diyor bir röportajında; "Her dört yılda bir, Hollanda takımı Dünya Kupası'na gittiğinde, televizyonlar beni o direkten dönen pozisyonu tartışmak için çağırıyorlar..."


HAAN VS. RENSENBRİNK
Dünya Kupası'nın ardından Anderlecht bir Süper Kupa daha aldı. Liverpool karşısında ilk maçı 3-1 kazanmışlardı ve Rensenbrink yine bu maçı da boş geçmemişti. İkinci maçta 2-1 yenilmeleri bir şey ifade etmiyordu. Ama bu sezona özellikle Haan ile arasındaki tartışmalar damga vurdu. Haan, Rensenbrink'in maç seçtiğini düşünüyordu. Bu yüzden de ikili tartışıyorlardı. Mülayim bir karatkere sahip olduğu, her zaman soyunma odasını sakinleştiren biri söyleyen Rensenbrink, takımdan ayrılması gerektiğini hissetmeye başlıyordu yavaş yavaş.

1980 yılında o da Johan Cruijff, Johan Neeskens ve Wim Rijsbergen gibi Hollandalı oyuncularının yaptığı şeyi yaparak Amerika'ya giden katara atladı. Portland Timbers forması giydiği tek sezonda Yeni Dünya'ya fazla ısınamadı. 1981-82 sezonu için 2. Lig'de mücadele eden Touoluse takımına transfer oldu. Sadece 12 maçta forma giymesine rağmen asistleriyle takımının 1. Lige çıkmasında pay sahibi oldu ve futbol hayatını noktaladı.



GÖZLERDEN IRAK...
Rensenbrink kaçırdığı golün her hece kabuslarına girmediğini rahat rahat balığını tuttuğunu ve yaşadığını söylüyor şu anda. Teknik adamlığı hiç denemedi. Arada sırada televizyonlara çıksa da daha çok futbolun kargaşasından uzak, gözlerden ırak bir hayata sahip.

O, oynadığı tüm Avrupa Kupası finallerinde gol atmış, iki Dünya Kupası finali görmüş ve bir kere de Avrupa'da yılın futbolcusu seçilmişti. Döneminin en iyi oyunculardan biriydi, bu kadar az anılmasının sebebi o golü kaçırmasıysa, varsın onu anan da biz olalım... Çünkü Rensenbrink kesinlikle futbol tarihinin en iyi sol forvetlerinden biri...
Doğum tarihi: 3 Temmuz 1947
Ülke: Hollanda (46 milli maç, 14 gol)
Pozisyon: Sol forvet, sol açık.
Öne çıkan özellikler: Sürat, serilik, kıvraklık, teknik, penaltı kullanma
Boy: 1.78 cm
Oynadığı takımlar: DWS (65-69), Club Brugge (69-70), Anderlecht (71-80)
Portland Timbers (80), Toulouse (81-82), Hollanda Milli Takımı (68-79)
Goller: 540 maç, 248 gol
(Belçika Kupa maçları dahil değildir)

Kaan Kavuşan / Twitter
Gazeteci, futbol yazarı. Pek çok internet sitesinde ve sonrasında Akşam Hafta Sonu Ekleri'nde editörlük yaptı; 3 yıl boyunca futbol, sinema ve müzik üzerine yazılar yazdı. Bu dönemden başlayarak, FourFourTwo Dergisi ve Hayatım Futbol gibi dergilere, çeşitli internet sitelerine katkıda bulunmaya devam etmekte.

4 yorum:

Muhammet Gülhan dedi ki...

Rensenbrink'in bana göre o dönem Cruijff'den ayıran en önemli özellik son vuruşlarıydı. Cruijff gibi başarılı değildi. Ama çok önemli yetenekti. Güzel bir makale olmuş, eline sağlık.

Yakup Sabri İNANKUR dedi ki...

Açıkçası senden uzun zamandır beklediğim adamlardan biriydi Rensenbrink.

Direkten dönen kaderinde başlayacak olursak, aslında o kaderin kader olmaması gerektiğini görürüz. Keşke FIFA da dalgalara başlasa da Arjantin'in o dönem tüm iktidarını Metris'e alsa. Gerçi alacak cunta da kalmadı hepsi cezasını aldı fakat olan Hollanda'nın dünya kupasına oldu. Bununla birlikte final maçına dopingle girdikleri iddiaları da son derece ciddi. Uzatmalarda at gibi koşmalarını da buna bağlayan itirafları da okuduk yakın zamanda. O direk ise tüm bunların üzerine klasik Hollanda romantizmi oldu. Başlar önde çoraplar bilekte sahayı terkeden turuncu şövalyelerin resmi kaldı aklımda...

Bazı insanlar üstün yeteneklerine karşın yanlış dönemlerde doğmuşlardır. Antonio Salieri çok büyük bir besteci ve döneminin en önemli, en çok kazanan müzisyeniyken, dünyaya Mozart'ın gelmiş olması konusunda yapabileceği birşey yoktu. Mozart'ın dehasının parlaklığı tüm diğer yetenekleri örtüyordu. Bugün çok az insan Salieri'yi hatırlar, daha azı dinler.

Rensenbrink'in durumu da biraz bunu anımsatır bana. Cruijff ile aynı dönemde dünyaya gelmek, o dönemde yaşayan tüm insanlar için şans olsa da, kariyeri o yönde olanlar için "isim bırakma" konusunda şanssızlık. Rensenbrink, Cruijff kadar iyi bir futbolcuydu ancak sadece futbolcuydu. Cruijff futbolcu ötesi olunca, Rensenbrink'e Salieri kaderi kaldı.

Eline sağlık, çok keyif aldım okurken.

Kaan Kavuşan dedi ki...

@Basit Oyna
Aslında son vuruşları da gayet başarılı Rensenbrink'in. (78 finalinde kaçırdığı en şanssız vuruşudur herhalde) Ama bir "golcü" olmaktan çok, "oyuncu" olduğu ortada dediğin gibi.

@Yakup Sabri
Teşekkür ederim. Keyifli okuması olduysa ne mutlu bana.

Cruijff insan ötesidir tabi ama o golü bir atmış olaydı, en azından bugün kıyas yapan birkaç adam olurdu. "Sokaktaki seyirci"ye sorsak kimse tanımaz bizim ülkede. Gerçi Cruijff'u da Barça böyle coşmasa bu kadar tanımazlardı ama... neyse... :)

el fenomeno dedi ki...

Adam bildiğin Cruijf zaten,ağız burun yapısı saçlar boy pos bildiğin Cruijf! Futbolunun benzemesine şaşırmamak lazım.Türkiye de çoğu adama yutturabilirsin bence Cruijf diye :)Keyifli,çok büzel yazı olmuş eline sağlık